Nesrin, Halep’in Eşrefiye mahallesinde doğup büyüdü. 22 yaşında yine aynı mahallede yaşayan bir akrabasıyla evlendi ve yaşamına burada devam etti. Ailesinde kadınlar çalışmadığı için Nesrin de daha önce hiç çalışma hayatına katılmamıştı.

Savaş mahallelerine silahlı grupların gelmesiyle başladı. Nesrin ve ailesi etnik kimlikleri nedeniyle baskı ve tehditlerle karşılaştılar. Farklı bir topluluğa ait olduklarını söylemeleri bile durumu değiştirmedi. 

Bir gün silahlı gruplar mahalleye baskın yapınca, Nesrin bebeğini de alarak panikle evden dışarı çıktı.

Çatışmaların artmasıyla aile mahalleyi terk etmeye karar verdi. Ancak eşyalarını almak için eve dönmelerine izin verilmedi. İki küçük çocuklarıyla birlikte yalnızca üzerlerindeki kıyafetler, yanlarına süt veya bebek bezi alamadan yola çıktılar.

Saatler süren yürüyüşün ardından sınıra ulaştılar. Nesrin’in iki yaşındaki oğlu kardeşiyle birlikte sınırı geçebildi, ancak Nesrin ve eşi geri gönderildi. Yirmi beş gün sonra bu defa sınırı geçtiler. 

Nesrin oğlunu tekrar gördüğünde çocuk donup kaldı ve günlerce konuşamadı.

Aile önce İzmir’e yerleşti. Burada insanlar onlara ev eşyası ve yiyecek getirerek destek oldu. Ancak hayat Nesrin için hala zordu. Nesrin bir süre bir mandalina fabrikasında çalıştı fakat bu işe alışkın olmadığı için hem fiziksel hem duygusal olarak çok zorlandı.

Nesrin ve ailesi daha sonra İstanbul’a taşındılar, Nesrin’in eşi burada iş buldu. Buna rağmen Nesrin psikolojik olarak çok zor bir dönemden geçiyordu. Bir süre sonra, bir telefon hattıyla ilgili, yanlış anlaşılmadan kaynaklanan bir nedenden dolayı gözaltına alındılar ve bir yıl boyunca Geri Gönderme Merkezi’nde kaldılar. Mahkemede nihayet suçsuz oldukları ortaya çıktı.

Bu dönemde Nesrin bir komşusu tarafından Avrupa Birliği (AB) ve BMZ tarafından eş finansman sağlanan, ADA Türkiye ortak kurumu İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı’nın Çok Amaçlı Destek Merkezi’ne yönlendirdi. Burada psikolojik destek aldı ve bu destek Nesrin’in iyileşme sürecinde önemli bir rol oynadı.

Nesrin daha sonra İKGV’nin Kadın Dayanışma Programı (KADAP) ve Kadın Koruma Modülüne katıldı, KADAP eğitici eğitimini tamamladı ve eğitici oldu.

Bugün Nesrin, kendisi gibi zorluklar yaşamış kadınlarla bir araya gelerek onlarla güçlenme ve iyileşme yollarını anlatan oturumlar yürütüyor. Zaman zaman küçük işlerde çalışıyor ve artık çalışmanın iyileşme sürecinin bir parçası olduğunu söylüyor.

“Diğer kadınlarla bir araya gelip deneyimlerimizi paylaşmak bana yeniden güç verdi,” diyor.

Aldığı destek sayesinde Nesrin, yaşadığı zorlukları başkalarına destek olabileceği bir güce dönüştürdü.

Avrupa Birliği İnsani Yardım Ofisi (DG ECHO) ve Almanya Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) tarafından eş finansman sağlanan ve Alman Uluslararası İş Birliği Kurumu (GIZ) tarafından uygulanan ADA Türkiye, uzun vadeli koordinasyon ve sürdürülebilir iş birliğini sağlamak amacıyla 2021 yılında kurulmuştur. Bugüne kadar girişim kapsamında 120.000’den fazla kişiye koruma hizmetleri ulaştırılmış, yaklaşık 31.000 kişiye deprem sonrası destek sağlanmış ve topluluklar arası sosyal uyumu teşvik etmek amacıyla 3.000’in üzerinde faaliyet gerçekleştirilmiştir.

Daha Fazlası

Proje Hakkında

Projenin amacı mülteciler ile ev sahibi toplumun hassas durumdaki mensuplarının psikososyal ve sosyo-ekonomik dayanıklılığının güçlendirilmesidir.