Sidra henüz 14 yaşındayken, bir ülkeyi geride bırakmanın ne demek olduğunu öğrendi. 2016 yılında, ülkesindeki iç karışıklıklar ve güvensizlik nedeniyle ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelmek zorunda kaldı. Bu, sadece bir göç değildi; hayatının akışını derinden değiştiren bir dönüm noktasıydı.

Yeni bir ülke, yeni bir dil, yeni bir düzen… Bunların karşısında, Sidra’nın içinde tek bir istek vardı: “Okumak istiyorum.”

Sidra Türkiye’de okula yeniden başladı. Ama maddi zorluklar, dil bariyeri ve uyum sürecinin ağırlığı, daha yeni filizlenen yolunu kısa sürede yarıda bırakmasına neden oldu, Sidra’nın eğitim hayatı yeniden kesintiye uğradı. 

Bu kesinti, daha derindendi.

Çünkü artık sadece bir öğrenci değildi. Ailenin en büyük çocuğuydu.

Sorumluluk, Sidra’yı erken yaşta büyüttü. Bu süreçte evlendi. Günler birbirine benzemeye başlarken, içinde o tanıdık cümle hep sessizce yerini korudu. “Devam etmeliyim”.Bu cümle, zamanla bir isteğin ötesine geçip hayatını değiştiren bir yönelim haline geldi.

Eşinin karşı çıkmasına rağmen, ebeveynlerinin desteğini arkasına aldı ve açık öğretim lisesine kaydoldu. Bu, sadece eğitime dönüş değildi; kendi hayatına yeniden sahip çıkmanın, kendi sesini yeniden duymanın bir yoluydu. 

Tam da bu dönemde, AB ve BMZ tarafından eş finansman sağlanan ADA Türkiye ortak kurumu Sosyal Gelişim ve Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Ankara Toplum Merkezi ile tanıştı.

Sidra, SGDD-ASAM’a ilk başta sadece bir kurs için kayıt oldu, bu ilk kursun ardından kurumun sağladığı bilgisayar kursuna da katıldı. Öğrendiği her yeni bilgi, sadece bir beceriye değil; içinde büyüyen güven duygusuna dönüştü. 

“Buraya geldikten sonra kendimi daha güçlü hissetmeye başladım.” Bu cümle, onun dönüşümünün en sade ve en gerçek ifadesiydi.

Zamanla merkez, Sidra için bir mekândan çok daha fazlasına dönüştü. Konuşma kulübünde kelime haznesi genişledi, sesi belirginleşti. Atölyelere katılarak üretkenleşti. Ve belki de ilk kez, Sidra’nın hayalleri somut bir şekil almaya başladı.

Bilgisayar mühendisi olmak istiyordu. Çünkü artık sadece hayal etmiyordu; bunun için emek veriyordu. Örgü ve dikiş atölyesinde öğrendiği küçük bir beceri, zihninde daha büyük bir fikre dönüştü. Örgü ve dikişle geliştirdiği üretim disiplini, bilgisayara olan ilgisiyle birleştirmek ona bambaşka bir yol açtı. Artık hedefi, öğrendiklerini büyütmek, kendi yolunu kurmak ve kendi ayakları üzerinde durmaktı.

Sidra’nın gerçekte kurmaya çalıştığı şey sadece bir iş değil, kendi hayatıydı. “İlk olarak kendimi kendime ispat etmek istiyorum, başkasına değil.” diyordu.

Sidra, ADA Türkiye ortak kurumu Sosyal Gelişim ve Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Ankara Toplum Merkezi’nin yönlendirmesiyle Parlak Gelecekler İnşa Etmek (PARGEL) projesinde eğitim görüyor.

Merkezde katıldığı örgü ve dikiş atölyesinden aldığı ilhamla bu süreci tamamlamayı, bir hibe projesi yazarak çalışma hayatına adım atmayı hedefliyor.

Kendi hikâyesini anlatırken her şeyi tek bir cümlede özetliyor: 

“Yarım kalan yerden değil, içimde kalan yerden başladım.”

Avrupa Birliği İnsani Yardım Kurumu (DG ECHO) ve Almanya Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) tarafından eş finansman sağlanan ve Alman Uluslararası İş Birliği Kurumu (GIZ) tarafından uygulanan CLIP projesi kapsamında düzenlenen yaygın eğitim kurslarına bugüne kadar 16.000’den fazla faydalanıcı kayıt olmuş, proje topluluklar arası sosyal uyumu teşvik etmek amacıyla 3.000’in üzerinde faaliyet gerçekleştirilmiştir.

Daha Fazlası

Proje Hakkında

Projenin amacı mülteciler ile ev sahibi toplumun hassas durumdaki mensuplarının psikososyal ve sosyo-ekonomik dayanıklılığının güçlendirilmesidir.