GIZ Ülke Direktörü Robert Kuenne, Almanya Büyükelçiliği temsilcisi Dr. Philipp Rock ve CLIP 2 Program Uzmanı Ali Eren Karadeniz, Uluslararası Mavi Hilal İnsani Yardım ve Kalkınma Vakfı (IBC) Kilis Toplum Merkezi’ni ziyaret ederek yürütülen çalışmaları ve CLIP 2 Projesi’nin sahadaki etkilerini yerinde gözlemledi.
IBC’nin Kilis’teki çalışmaları, Suriye’de yaşanan krizin ardından 2012 yılında kurulan Sahra Hastanesi ile başladı. O tarihten bu yana eğitim, sağlık, koruma, istihdam, geçim kaynakları ve barınma gibi farklı alanlarda yürütülen çalışmalar aracılığıyla on binlerce kişiye ulaşıldı.
Yangının ardından hizmetler devam ediyor
Uzun yıllardır toplum merkezi olarak kullanılan yapı, Mart ayında meydana gelen yangın nedeniyle ağır hasar gördü. Donörlerin desteği ve bölgedeki kamu kurumlarıyla yürütülen yakın iş birliği sayesinde kısa sürede yeni bir konteyner toplum merkezi oluşturuldu.
Ziyaret sırasında heyet, yangından etkilenen alanı ve yeniden inşa edilen merkezi inceleyerek yeniden yapılanma süreci hakkında bilgi aldı. Yeni merkez, daha sınırlı bir alanda faaliyet göstermesine rağmen Kilis’teki toplulukların destek hizmetlerine erişebildiği, eğitim ve sosyal faaliyetlere katılabildiği güvenli bir buluşma alanı olmayı sürdürüyor.
IBC ekipleri ayrıca mevcut faaliyetler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen iş birlikleri, toplulukların değişen ihtiyaçları ve geleceğe yönelik çalışmalar hakkında ziyaretçilere bilgi verdi.
Kadınlar önceliklerini doğrudan paylaştı
Ziyaret kapsamında yaklaşık 15 kadın katılımcıyla bir odak grup görüşmesi gerçekleştirildi. Görüşme, kadınların kendi deneyimlerinden hareketle ihtiyaçlarını, karşılaştıkları güçlükleri ve önceliklerini doğrudan paylaşmalarına olanak sağladı.
Katılımcılar özellikle eğitim ve sosyalleşme alanlarına duyulan ihtiyaç, koruma alanında karşılaşılan güçlükler, istihdam olanaklarının artırılması ve ihtiyaç sahibi bireylere yönelik sosyal ve finansal desteğin devam etmesi üzerinde durdu.
Ziyaret, IBC’nin Kilis’te uzun yıllardır sürdürdüğü çalışmaların yerel topluluklar üzerindeki etkisinin yanı sıra, değişen ihtiyaçların doğrudan topluluk üyelerinden dinlenmesinin ve bu ihtiyaçlara yanıt verebilecek sürdürülebilir, toplum temelli programların devamlılığının önemini bir kez daha ortaya koydu.







